Cihadla Yaþayan Þehadetle Ölen Büyük Önder Þeyh Ahmed Yasin 22 Mart 2004 Pazartesi
Filistin'de iþgale karþý iki ayrý intifadanýn öncülüðünü yapan, vücudunun felçli olmasýna raðmen Allah yolunda mücadeleden, direniþten geri kalmayan büyük insan, büyük lider, HAMAS'ýn manevi lideri Þeyh Ahmed Yasin siyonistlerin düzenledikleri bir suikast neticesi hayatýný kaybetti. Þeyh Yasin, evinin yakýnýndaki camide sabah namazýný kýlmasýnýn ardýndan iþgalci Siyonistlerin helikopterleri tarafýndan fýrlatýlan füzelere hedef olarak hayatýný kaybetti. Saldýrýda ikisi Ahmed Yasin'in yardýmcýsý olmak üzere dört kiþi daha hayatýný kaybetti.Kutsal Direniþin Manevi Lideri: Þeyh Ahmed Yasin
Ahmed Yasin 1937 yýlýnda Filistin'in Askalan þehrinin el-Cevra köyünde dünyaya geldi. Üç yaþýnda iken babasý vefat etti. Bundan sonra annesinin ve kardeþlerinin himayesinde büyüdü. 1948 yýlýnda yahudilerin Filistin'in büyük bir bölümünü iþgal etmelerinin yol açtýðý felaket üzerine ailesi Gazze þehrine göç etti.Ahmed Yasin, 1952 yýlýnda Gazze þehrindeki Ýmam Þafii Okulu'nda ilköðrenimini tamamladý. Sonra er-Rihal Ortaokulu'nda ortaöðrenimini tamamladý. Lise öðrenimini de 1958 yýlýnda Filistin Lisesi'nde tamamladý. Ahmed Yasin, hayatýnýn gerek bu döneminde gerekse sonraki dönemlerinde pek çok önemli olaya þahit oldu. Bütün bu olaylarýn onun üzerinde önemli etkileri oldu.
Ahmed Yasin, 1952 yazýnda bir yüzme faaliyeti esnasýnda kafasýnýn üstüne düþtü ve boyun kemiði kýrýldý. Bu yüzden bütün vücudu felç oldu.
Liseyi bitirdikten sonra bazý ilim adamlarýndan özel dersler aldý. Bunun yaný sýra kendi özel çalýþmalarýyla da kendini çok iyi yetiþtirdi. Çevresinde zeki ve kültürlü biri olarak tanýnýrdý. Özel öðrenimini tamamladýktan sonra öðretmen olarak görev aldý.
1967 yýlýnda Filistin'in tamamýnýn siyonist iþgalcilerin eline geçmesi üzerine insanlar vatanlarýný iþgalden kurtarma mücadelelerinde kendilerine önderlik edecek birilerini aramaya baþladýlar. Ýþgalci yahudilerden gelen tehlike konusunda insanlarýn þuurlandýrýlmasýnda Þeyh Ahmed Yasin'in büyük rolü oldu.
Þeyh Ahmed Yasin, Gazze'de Ýslâm Merkezi'ni kurmasýndan sonra iyice tanýndý ve Filistin'in her tarafýnda adý duyulmaya baþladý. Bu durum iþgal yönetimini son derece rahatsýz etti ve iþgal yönetimi Þeyh Ahmed Yasin'i defalarca polis merkezine çaðýrdý.
1984 yýlýnda Þeyh Ahmed Yasin ve yardýmcýlarýndan pek çok kimse tutuklandý. Yürütülen soruþturma sonunda Ahmed Yasin, Ýsrail devletini yýkarak yerine Ýslâmi bir devlet kurmak için çalýþtýðý gerekçesiyle 13 yýl hapse mahkum edildi. Ancak on bir ay sonra Filistinlilerle iþgalciler arasýnda gerçekleþtirilen bir esir deðiþiminde serbest býrakýldý. 1985'te gerçekleþtirilen bu uygulamadan sonra Þeyh Ahmed Yasin yine Filistinli kitlelerin siyonist iþgalcilere karþý sürdürdükleri cihadlarýnda baþlarýna geçti. Ahmed Yasin 8 Aralýk 1987 tarihinde baþlayan intifadanýn öncüsü durumundaki Ýslâmi Direniþ Hareketi (HAMAS)'nin liderliðini yürüttü. Bu teþkilatýn manevi lideri ve intifadanýn devamýnda bir motor görevi gördü.
Siyonistler, 18 Mayýs 1989 tarihinde Þeyh Ahmed Yasin'i yeniden tutukladýlar. Onunla birlikte Ýslâmi Direniþ Hareketi mensubu pek çok kimseyi de tutukladýlar. Bu tutuklama, intifadayý durdurmayý amaçlayan sonuç getirmeyecek bir uygulamaydý. Ancak Siyonistler umduklarýný bulamadýlar. Çünkü bu olay üzerine intifada daha da þiddetlendi.
Uzun oyalamalardan sonra Þeyh Ahmed Yasin 3 Ocak 1990 tarihinde mahkeme önüne çýkarýldý ve 15 suçlamadan yargýlandý. Ahmed Yasin'in mahkeme mensuplarýna söylediði söz þu olmuþtu: "Bu mahkeme kanuni olarak beni yargýlama hak ve yetkisine sahip deðildir. Çünkü bu mahkeme iþgalciler tarafýndan kurulmuþtur. Dolayýsýyla tamamen gayri meþru ve kanundýþýdýr."
Bu ilk duruþmadan sonra yargýç yeniden duruþmayý belirsiz bir tarihe kadar erteledi. Daha sonra siyonist yönetim Þeyh Ahmed Yasin'in 6 Ekim 1991 tarihinde mahkeme önüne çýkarýlacaðýný açýkladý. HAMAS bu sýrada, Þeyh Ahmed Yasin'in yargýlanmasýný protesto için genel grev ilan etti. 16 Ekim 1991 tarihinde de Þeyh Ahmed Yasin hakkýnda mahkemenin verdiði zulüm hükmü açýklandý. Ýsrail askeri mahkemesi HAMAS'ýn kurucusu Þeyh Ahmed Yasin'i ömür boyu hapis cezasýna çarptýrdý. Mahkeme Ahmed Yasin'e ayrýca, öldürme emirleri verdiði ve Ýsrail'i yýkarak yerine Ýslâmi bir devlet kurmayý amaçlayan kanun dýþý (!) örgüt kurduðu iddiasýyla on beþ yýl hapis cezasý verdi.
Ýsrail yönetimi söz konusu cezaya mahkum ettikten sonra Ahmed Yasin'le zaman zaman pazarlýklar yapmak ve ona serbest býrakýlmasý için bazý þartlarý kabul ettirmek istedi. Bir keresinde Ýsrail'i tanýdýðýný ve imzalanan özerklik anlaþmalarýna olumlu baktýðýný açýklamasý karþýlýðýnda serbest býrakma teklifinde bulundu. Ahmed Yasin bunu kesinlikle kabul etmedi. Daha sonra Ýsrail'i tanýma þartýndan vazgeçerek sadece özerklik anlaþmalarýný kabullenmesi þartýyla serbest býrakma teklifinde bulundu. Bunun üzerine Ahmed Yasin: "Bana dýþarý çýktýðýmda karpuz yemememi þart koþsanýz bile yine kabul etmem. Çünkü ben iþgal rejimini muhatap kabul etmiyorum ki onun þartýný kabul edeyim" cevabýný verdi.
Yüce Allah Kur'an-ý Kerim'de þöyle buyurur:
"Bizim uðrumuzda cihad edenleri biz elbette yollarýmýza iletiriz. Muhakkak ki Allah iyilik edenlerle beraberdir." (Ankebut suresi: 29/69)
"Allah: "Elbette ben ve peygamberlerim galip geleceðiz" diye yazmýþtýr. Þüphesiz Allah güçlüdür, yücedir." (Mücadele suresi: 58/21)
Ahmed Yasin, saðlýk durumunun kötüleþmesine, maruz kaldýðý kötü uygulamalara ve bedensel özürlü olmasý dolayýsýyla zindanda çektiði sýkýntýlara raðmen iþgalciler karþýsýnda hiçbir taviz vermedi. Onun þu sözü davasý ve inancý konusunda ne kadar kararlý olduðunu açýkça ortaya koymaktadýr: "Benim için hapiste 100 yýl kalmak karþýlýðýnda birtakým tavizler vererek çýkmaktan daha iyidir." Onun iþgal rejiminin mahkemesi karþýsýna çýkarýldýðý sýra söylediði sözler de inancý konusundaki kararlýlýðýnýn bir göstergesiydi.
Þeyh Ahmed Yasin sekiz yýl süren zindan hayatý boyunca kararlýlýðýndan hiç bir þey kaybetmedi ve siyonist yönetimi muhatap kabul etmeme konusundaki tutumunu deðiþtirmedi. O gerçekten Hz. Yusuf (a.s.)'ý kendisine örnek almýþ bir insandý. Kur'an-ý Kerim'de Hz. Yusuf (a.s.) hakkýnda þöyle buyuruluyor: "Hükümdar: "Onu bana getirin" dedi. Bunun üzerine ona elçi gelince: "Efendine dön de ona sor: "Ellerini kesen kadýnlarýn durumlarý neydi? Þüphesiz Rabbim onlarýn düzenlerini bilir" dedi. (Hükümdar kadýnlara): "Yusuf'un nefsine yaklaþmak istediðinizde sizin durumunuz neydi?" dedi. Onlar: "Hâþâ! Allah için biz ondan hiç bir kötülük görmedik" dediler. Azizin hanýmý da dedi ki: "Ýþte þimdi gerçek ortaya çýktý. Ben onun nefsine yaklaþmak istedim. O ise gerçekten doðru söyleyenlerdendir." (Yusuf, 12/50-51) Yusuf (a.s.) zindanda o kadar ýzdýrap çekmesine raðmen hakkýndaki dedikodularýn kaynaðýný kurutmadan zindandan çýkmamayý tercih etmiþti. Ahmed Yasin de çektiði bütün ýzdýraplara raðmen davasýndan zerre kadar taviz vermemek için zindan hayatýna sabretti.
Þeyh Ahmed Yasin bu kararlýlýðýyla ayný zamanda eþi az görülür müstesna bir örnek ortaya koydu. Hasta yataðýnda, acil tedaviye ihtiyacýnýn olmasýna raðmen: "Benim buradan çýkarýlmam vatanýmdan çýkarýlmam anlamýna gelmeyecek. Ben bu topraklara yeniden dönme hakkýmý muhafaza edeceðim" diyerek Filistinlilere: "Bu vatana sahip çýkma konusunda asla gevþeklik göstermeyin. Ýþgalciler sizin en ufak bir zaafýnýzý kendi sinsi politikalarý için kullanabilirler, buna fýrsat vermeyin" mesajý iletti.
Þeyh Ahmed Yasin sekiz buçuk yýla yakýn bir süre zindanda kaldýktan sonra 30 Eylül 1997 Salý akþamý serbest býrakýlarak tedavi edilmek üzere Ürdün'ün baþkenti Amman'a getirildi. Ancak bu serbest býrakma olayýyla ilgili iki önemli iddia ortaya atýldý. Bunlardan biri, Ahmed Yasin'in serbest býrakýlmayýp Ürdün'e sürgün edildiði, diðeri ise 25 Eylül 1997 Perþembe günü sabahý Ürdün'ün baþkenti Amman'da HAMAS Siyasi Birimi baþkaný Halid Meþ'al'e karþý suikast giriþiminde bulunan Kanada uyruklu iki MOSSAD ajanýna karþýlýk serbest býrakýldýðý iddiasýydý.
"Sürgün" iddiasýnýn doðru olmadýðý gerek Þeyh Ahmed Yasin'in açýklamalarýyla ve gerekse onun Gazze'ye dönerek açýklamalarýný fiilen de doðrulamasýyla ortaya konmuþ oldu. Ahmed Yasin, söz konusu iddianýn ortaya atýlmasýndan sonra yaptýðý açýklamada, Amman'a tedavi için geldiðini ve Allah'ýn izniyle saðlýðýna kavuþmasý durumunda vatanýna geri döneceðini ifade etmiþti.
Ahmed Yasin açýklamasýnda, iþgal yönetiminden yurduna geri dönmesine müsaade edileceðine dair yazýlý bir belge verilmeden, kendisini Remle'den alarak Amman'a götürmek için gelen Ürdün helikopterinin kalkmasýna izin vermediðini dile getirerek istediði zaman vatanýna geri dönme hakkýnýn saklý olduðuna dair yanýnda yazýlý belge bulunduðunu dile getirmiþti.
O, zindandan çýkarýlmadan önce vatanýna dönmesine müsaade edileceðine dair yazýlý belge istemesiyle de tam anlamýyla Hz. Yusuf (a.s.) tavrý sergilemiþti. Zindandan çýkarýlacaðý haberinin kendisine ulaþmasýna raðmen hiç heyecana kapýlmadan ve tam bir kararlýlýk göstererek hakkýnda çýkarýlacak spekülasyonlara meydana vermemek ve vatanýna olan baðlýlýðýný, ona karþý duyarlýlýðýný ortaya koymak için iþgalcilerden yeniden vatanýna dönmesine müsaade edileceðine dair yazýlý belge istedi. Bu tam anlamýyla Hz. Yusuf (a.s.) kararlýlýðýdýr.
Ýkinci iddiaya gelince, maalesef bu iddianýn arka planýnda geliþen olaylar tamamen Ahmed Yasin'in ve HAMAS'ýn iradesi dýþýnda cereyan ettiðinden ve çevrilen oyunlar bütünüyle Ürdün - Ýsrail arasýnda vuku bulduðundan geliþmeler açýklamalarý yalanladý. Bu ise Ürdün kralý Hüseyin'in kendi saltanatýný korumak için izlediði zikzaklý politikasýnýn bir yansýmasýydý. Kral Hüseyin, ortada bir pazarlýk olduðu iddialarýnýn doðru olmadýðýný ve Halid Meþ'al'e suikast giriþiminde bulunan MOSSAD ajanlarýnýn Ürdün'de yargýlanacaklarýný açýklamasýna raðmen Þeyh Ahmed Yasin'in Gazze'ye dönmesinin ardýndan söz konusu suikast giriþimine katýlan MOSSAD ajanlarýný Ýsrail'e teslim etti.
HAMAS olayýn hemen ardýndan yaptýðý açýklamada teslim iþine þiddetle tepki gösterdi. HAMAS konuyla ilgili açýklamasýnda þunlarý bildirdi:
"Biz MOSSAD adlý terör örgütüne mensup ajanlarýn yargýlanmalarýný beklerken onlarýn siyonist yönetime teslimi yönünde geliþmeler olmasýna þaþýrdýk. HAMAS, hareketin Siyasi Birimi'nin baþkaný kardeþimiz Halid Meþ'al'e karþý suikast giriþiminde bulunan MOSSAD ajanlarýnýn Ürdün hükümeti tarafýndan siyonist iþgal yönetimine teslim edilmesini büyük bir üzüntüyle karþýlamýþtýr. Bu hareket siyonist teröre karþý yumuþak tavýr gösterilmesi anlamýna gelir ki böyle bir tavýr da onlara daha çok cesaret kazandýracak dolayýsýyla benzer giriþimleri tekrarlamaya teþvik edecektir. Bu ise Ürdün'ün istikrar ve güvenine zarar verecektir. Siyonist yönetimin baþbakaný Benjamin Netanyahu'nun Ariel Þaron ve Ýzak Mordohay adlý iki teröristi de yanýna alarak dün akþam televizyonda yaptýðý açýklama ve iþgale karþý direnenler nerede olurlarsa olsunlar kendilerini izleyecekleri yönünde sözler sarf etmesi bizim görüþlerimizi doðrulamaktadýr."
Þeyh Ahmed Yasin, Gazze'ye dönmesinden sonra da mücadelesine devam etti. Bu sebeple 29 Eylül 2000'de baþlayan Aksa Ýntifadasý'nýn da manevi lideri olarak biliniyordu. Ýþgalci siyonistler tarafýndan da sürekli takip ediliyordu. Bu takip sebebiyle daha önce de bir suikast giriþimine hedef olmuþ ama Allah'ýn izniyle mucizevi bir þekilde saldýrýdan sað kurtulmuþtu.
Ahmed Yasin sadece HAMAS'ýn deðil bütün Filistin direniþinin lideri olarak bilinen önemli bir þahsiyetti. Bundan dolayý da bütün Filistin halký tarafýndan sahipleniliyordu. Þehadeti karþýsýnda da bütün Filistin halkýnýn ve direniþ örgütlerinin ortak tavýr sergilemesi bu özelliðini ortaya koymaktadýr.
Ahmed Yasin'in Direniþinden Notlar
Þeyh Ahmed Yasin 1983'te Gazze'de kurduðu Ýslam Merkezi'nde yaptýðý konuþmalardan dolayý Ýsrail iþgal kuvvetleri tarafýndan polis merkezine götürülür. Orada komiserle aralarýnda þöyle bir konuþma geçer:
Komiser: Þeyh Ahmed! Peygamberinizin Hayber'de atalarýmýza karþý zafer elde ettiði gibi sizin de bize karþý zafer elde edeceðinizi ileri sürmüyor musunuz? Hadi öyleyse yanýnda ne varsa ortaya dök ve bizimle savaþmak için silahýný çýkar.
A. Yasin: Hayber çok uzak deðildir. Günü geldiðinde bizim size ne yapacaðýmýzý görürsünüz.
Komiser: Ne demek istiyorsunuz?
A. Yasin: Demek istiyorum ki, sizin gerçek savaþýnýz Ýslâm'la ve Muhammed'in askerleriyle olacaktýr.
Bu olaydan kýsa bir süre sonra Ahmed Yasin tutuklandý. Daha sonra mahkeme önüne çýkarýldýðýnda yargýçla arasýnda þöyle bir konuþma geçti: