EĞİL VE İÇ

   
     
 

Einstein Londra ya bir gidişinde yanına kemanını da almıştı.Onu karşılayan arkadaşı kemana bir göz attıktan sonra sordu:"keman çalmayı da sonunda becerebildin galiba?" dedi. "Öğrenebilmek için ne kadar çaba harcadığını bilirim.


Einstein başını iki yana salladı: "hayır dostum,hala öğrenemedim doğru dürüst çalmayı öğrenemedim" dedi. "keman öğretmenim bendeki sorunun sayı sayabilmeyi bilmemek olduğunu söylüyor."


Matematik ve fizik dahisi Einstein keman çalabilmeyi öğrenebilmesi için her şeyden önce belirli bir tempodaki sayı sayabilmeyi öğrenmesi gerektiğini biliyordu.


Bir yandan bu konudaki yeteneksizliğine gülerken bir yandan da bir ilköğretim öğrencisi gibi çalışarak sayı saymayı öğrendi.


Bu yolu Einstein,daha sonra bir yaşam biçimi olarak benimsedi ve tüm yaşamı boyunca yeni bir şeyler öğrenebilmek için hep önce "aşağı eğilme" yöntemini uyguladı.


Gezilerimin birinde kaldığım bir otelin girişinde bir musluksuz çeşme görmüştüm.


Su içmek isteyen bir kişi bu musluksuz çeşmeye hafifçe eğiliyor ve o anda birden otomatik olarak akmaya başlayan suya ağzını dayayarak içebildiği kadar su içiyordu.


" eğil ve iç" bu çeşmeyi ve üstündeki iki sözcüğü görür görmez Einstein'ın bu konudaki yaşam ilkesini hatırladım.


Yalnızca susuzluğu gidermek için değil,bilgisizliği gidermek içinde geçerli bir yöntemdi "eğil ve iç"


Özellikle bilgi çeşmesi karşısında uygulanması gereken bir yöntemdi.


Bir bilgenin bilgilerine ortak olabilmemiz için yalnızca "eğileceğiz ve içeceğiz"