BİR YANLIŞLIK VAR AMA NEREDE / Gökhan Özcan

 
     
 

İçimde bir yanlışlık duygusu var. Etrafıma dikkatle bakıyorum, ama bir şey göremiyorum. Ağaçlar yeşil, gökyüzü mavi, kuşlar kanat çırpmaya devam ediyor, insanlar şen şakrak... Sanki dünya kendi normalinde dönüyor. Peki ama içimdeki bu yanlışlık duygusu nereden geliyor? Ya bu yanlışlık duygusunda bir yanlışlık var ya da olan biten her şey herkesin inanmaya yemin ettiği bir yalan...

Bence günümüzde doğru cevabı ortaya çıkaracak bir test ancak şu şekilde olabilir: Lütfen aşağıdaki şıklardan yanlış olanlarını işaretleyiniz!

Okul sıralarında vardı, şimdi yok çoktan seçmelilik... Yollardan hangisi, şehirlerden hangisi, mesleklerden hangisi, evlerden hangisi? Görünüşte bir seçim yapmayı güçleştirecek kadar çok seçenek var. Ama ayağın suya erdiği yerde tek yönlü bir yolda yürümekte olduğumuzu fark edebiliyoruz. Çok seçenekli seçenekler.aslında dönüp dolaşıp bizim tek seçenekli hayatlarımızı daha da koyulaştırmaya yarıyor. Bu çılgın seçenekler dolambacında kendi hayat seçeneğimizin anlamını, derinliğini, doğruluğunu da kaybediyoruz. Bizi yaşamaktan alıkoyan şeyin kendi tek seçenekli hayatımız olduğu sanısına kapılıyoruz. Oysa hayat bizi bağlayan bir şey değil, bizim bağlandığımız bir şey olmak durumundadır. İnsan kafasının içinde sürekli başka seçenekler dolaştırırsa, kendi gerçek seçeneğinin, yani hayatının güzel ve değerli yanlarını göremez hale gelir. Bugün dünyada yaşayan insanların tamamı kafasında "bir başka seçenek" ihtimaliyle yaşıyor. Bu ihtimal zamanla bir tümör gibi hayatın her anına yayılıyor. Ömürden gün aldıkça, o başka seçenekten uzaklaşıyormuş gibi hissediyor insanlar kendilerini. Oysa zaten sahip olduktan bir hayat var. Acısıyla tatlısıyla geçip gidiyor. Bir başka seçeneği beklerken, eldeki hayat yavaş kayıp gidiyor.

Bir başka hayata sahip olmak için, bir başka insan olmak gerekmez mi?

Kimse içinde olduğu hikayeden memnun değil, ama öte yandan hiç kimse ölmek, yani o hikayenin içinden çıkıp gitmek istemiyor. Bu büyük bir çelişki ve doğrusu modernleştikçe tam bir çelişkiler yumağına dönen yeni insana da çok yakışıyor, insan yaşadığı hayattan memnun değilse, onu kaybetmekten neden korkar? Bunu anlamak için insan muammasını çözmek gerekiyor. Giderek çözülmesi daha da zorlaşan insan muammasını...


Seni çözmeye çalıştıkça bana düğümleniyorum!

Bir yanlışınız olmalı, sizi tanımıyorum! Hiç görmedim daha önce uzaktan beni süzüşünüzü. Daha önce gülümsediğimi biri olduğunuzu da hiç zannetmiyorum. Bana tamamen yabancısınız. O kadar yabancı ki, size baktığımda aynaya bakıyormuş gibi oluyorum!

Bir yanlışlık var ama nerede? Ağaçlar yeşil ama ormanlar çok uzak. Gökyüzü mavi ama duyguları kara bulutlar sardı. Kuşlar kanat çırpıyor ama dünya çok ağırlaştı. İnsanlar şen şakrak ama gürültü kesildiğinde herkes kendi içine kapatıyor kendini hıçkırarak. Yanlış gitmiyormuş gibi görünen her şeye sinen bir yanlışlık duygusu var! Belki de yanlışı burada, her şeyin doğru gittiğini düşündüğümüz yerde aramalıyız. Verilerin, göstergelerin, ispatların dışında. İçimizdeki yanlışlık duygusunu ciddiye almalıyız belki de. Neden olmasın, doğru cevabı bilen neden duygular olmasın. Neden diğer bütün şıklar, çoktan seçmeli yanlışlıklardan oluşmasın!