İSRAİL'İN BÜYÜK OYUNU: TERÖR ve SUİKAST / Michaels LADAH

 
     
 

Hamas liderleri Şeyh Ahmet Yasin ile Dr. Abdulaziz Rantisi'nin uğradıkları suikastlar Filistin toplumunu yok etmeye yönelik pek çok eylemi içeren uzun vadeli bir İsrail stratejisinin parçası. Bunların sonuçları pek çok yorumcunun tahmin ettiğinden daha derin olabilir. ABD'nin ' Ortadoğu politikasının gözden geçirilmesi zarureti hiç bu kadar büyük olmamıştır.


İsrail'in başlıca hedefi İsrail halkını ve Batı kamuoyunu Filistin toplumunun yok edilmesinin kabul edilebilir olduğuna ikna etmek olageldi. Hem İsrail içinde, hem de Amerikan toplumunda, Filistinli paramiliter güçlerin uyguladığı şiddetin suçlanabilir ve gayrimeşru, İsrail işgal güçlerince uygulananın ise bir şekilde savunulabilir olduğu yönünde yaygın bir algılama yaratmakta başarılı da oldu. Maalesef bugün İsrail'de de, Amerika'da da halk Filistinlilerin yaşamının İsrailli Yahudilerin yaşamından daha az değerli olduğuna inandırılmış durumdadır.
İsrail'in ikinci bir hedefi ise Filistinlileri Filistin dışına nakletmek (kovmak) olageldi. Bütün gayretleri ve Yahudi cemaatlerinin desteğine rağmen İsrail'in Filistinli nüfusun artışını geçecek sayıda göçmen alma planı başarısız kaldı, İsrail Asya'dan, Latin Amerika'ya kadar dünyanın pek çok yerinden Yahudi göçmenleri nakliye, nakit para desteği, sübvansiyonlu yaşam koşulları ve Filistinlilerden zorla alınmış topraklarda bedava ev verme vaatleriyle getirme gayretlerine rağmen bu plan başarısız oldu. İsrail yönetimine kalan tek alternatif ki İsrail toplumunun bir kesimince uzun zamandır savunulmaktadır. Filistinlileri, hayatı onlar için katlanılmaz yapmak suretiyle topraklarım terki "tercih"e sevk etmektir. Bu "gönüllü" terk de başarılı olmazsa, zor kullanmak hep gündemdedir. Dünya kamuoyu İsrail planına karşı uyanık olmaz ve Filistinlilerin yaşam koşulları iyileşmezse, bu planın en sonunda başarıya ereceği görülüyor. Filistinlilerin yaşam koşullarında bir iyileşme yakın gelecekte gerçekleşmeyecek gibi.


İsrail'in Filistin halkını yok etmek amacına yönelik üçüncü ve en yeni stratejisi, bir kandırmaca yoluyla, askeri gücü ve dünya hakimiyetiyle ABD'nin yardımını kullanmaktır. Sadece daha geçenlerde G.W Bush'un doğruladığı ve ilan ettiği üzere, bir ortak olarak da de­ğil, fiilen savaşan bir güç olarak da. Bu kandırmaca. Şeyh Ahmet Yasin ve Dr. Abdulaziz Rantisi'nin uğradıkları suikastler da olduğu kadar açık bir biçimde başka hiçbir yerde ortaya çıkmadı. Şaron, Hamas'ın,liderlerine büyük değer verdiğini ve bir intikam almakta gecikmeyeceğini biliyor. Filistinliler ise bu çapta hiçbir İsrail eyleminin ilkin ABD'ye danışılmadan ve onun onayı alınmadan yapılmayacağını biliyor. Bu, Bush yönetimi tarafından ne kadar reddedilirse reddedilsin.


Şaron'un son komplosu sadece İsrail'e karşı Filistin şiddetini davet etmekle kalmadı, bu şiddet ABD'ye de yönelecek. Bu da, Şaron'un fîkrine göre, Filistin direnişini ABD'nin "teröre karşı savaş" şemsiyesi altına, El-Kaide'nin hemen yanına sokacak. ABD ya kendisi kaba güçle bir intikam alacak ya da İsrail'i kendi adına bu işe sevk edecek. Bu Şaron'un bütün dünya kamuoyunun burnunun dibinde Fîlistin halkını yok etme hedefini meşrulaştırmaya yardım edecektir. Çok muhtemeldir ki Hamas Şaron'un bu planının farkında ve İsrail'den alacağı intikamı sınırlı tutacak. Ahmet Yasin suikastinin peşinden ABD'ye yönelttiği tehditleri yinelememesi de bunun kanıtı.


Şaron'un Filistinlilerin şiddetini ABD'ye yöneltmek planının kısa vadede başarılı olması zor. Bununla birlikte, Filistinlilerin de, ellerinde kalan topraktan ve milli haklarını Yahudi oyları uğruna tehdit eden bir başkana rağmen ABD karşısında kendilerini ilelebet tutmaları beklenemez. Ayrıca, Şaron'un ABD'ye karşı bir terör saldırışı düzenletip ABD'yi kendi safında savaştırmak için suçu da Filistinlilere atması da şaşırtıcı olmaz. Bu çeşit bir aldatmaca İsrail gizli servisi Mossad için ne imkansız ne de alışılmadık cinstendir. Washington dünyada pek çok kimsenin duyduğu huzursuzluğun altında yatan temel nedenleri görmezden gelmeyi sürdürdükçe, Filistinlilerin açışı da giderek derinleşti. Filistinlilerin maruz kaldığı aşağılama ve hak kaybı bugün hiç olmadığı kadar uç bir noktada. El-Aksa intifadası boyunca Filistinlilerin çektiği acılar 1948'deki Nakba'dan (Felaket) bu yana en üst düzeyde, İsrail'in yayılmacı politikalarına destek verildiği müddetçe, korkum o ki, eşi benzeri görülmemiş terör eylemleri görmeye hazırlıklı olunmalıdır. ABD'nin Filistinillerin haklarını pazarlık konusu yapması kesinlikle bu çeşit eylemlerin nedenlerinden biridir.


ABD İsrail'in Filistinlileri yok etme planına karışmaktan kaçınmadığı sürece, kendi seçmediği bir yerde ve zamanda, bütün dünya çapında, kendisini savaşan taraf olarak bulursa şaşırmayalım, İsrail ABD'yi Araplara ve Filistinlilere, hatta dünya Müslümanlarına karşı kendisi adına savaşması için aldatacaktır. Etrafımıza bakmak bunun izlerini her yerde görmek için yeter. Nihai aldatmacayı engellemek için elimizden gelen her şeyi yapmalıyız.

 
           
   

                   Coumerpunch